Hüsnü Bayramoğlu Ağabey den Kurban Bayramı Tebriği

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Aziz kardeşlerimiz;

Evvela: Hizmet-i Kur’aniye ve imaniyede muvaffakiyetler diler ihlas ve sadakat kanaatle istihdam-ı Rabbaniyeye nailiyetinizi Rahmet-i İlâhiyeden niyaz ederiz.

Saniyen: Risale-i Nur hizmetinde tecelli eden rıza-yı İlahî ve tevfik nurlarının tevali ve devam etmesi için Hazret-i Üstad Bediüzzaman’ın takib ettiği meslek ve meşrebi devam ettirmemiz, derslerde de okuduğumuz gibi ancak iki husus ile mümkündür: Risalei Nur’a ve Üstadımıza sadakat ve kanaat.

Risale-i Nur kendi sadık ve sebatkâr şakirdlerine kazandırdığı çok büyük kâr ve kazanç ve pek çok kıymetdar neticeye mukabil fiat olarak, o şakirdlerden tam ve hâlis bir sadakat ve daimî ve sarsılmaz bir sebat ister. Kastamonu Lahikası ( 122)

Risale-i Nur, hakaik-i İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor. Kat’î ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki, imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risale-i Nur’dadır. Evet onbeş sene yerine, onbeş haftada Risale-i Nur o yolu kestirir, iman-ı hakikîye îsal eder. Kastamonu Lahikası ( 77 )

Risale-i Nur gerçi umuma teşmil suretiyle değil; fakat her halde hakikat-ı İslâmiyenin içinde cereyan edip gelen esas-ı velayet ve esas-ı takva ve esas-ı azimet ve esasat-ı Sünnet-i Seniye gibi ince fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmek, bir vazife-i asliyesidir. Sevk-i zaruretle, hâdisatın fetvalarıyla onlar terkedilmez. Kastamonu Lahikası (78 )

Zannederim ki, hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Kastamonu Lahikası ( 56 )  

Elhasıl: Ne arasak, hep Risalet-ün Nur’da güneş gibi görünüyor. Risalet-ün Nur şakirdleri dikkat etseler, daha bu fâni âlemde iken Liva-ül Hamd-i Ahmedî (Aleyhissalâtü Vesselâm) altında bulunduklarını inayet-i Hak ile anlarlar. Hulusi (r.h.) Sikke-i Tasdik-i Gaybi ( 181)

  

Evet bu zamanda, bu dehşetli ve cihanşümul hâdiseler hengâmında Kur’an Şakirdleri cüz’î ve küllî, ferdî ve içtimaî bütün ders ve ikazlarını Risale-i Nur’la tahsil ediyorlar. Çünki Kur’anın bu asra bakan vechesini ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın bu zamandaki vezaif-i diniye tavrını küllî bir mana ile şimdi bu suretle Risale-i Nur’la görmüş, anlamış bulunuyoruz.

Risale-i Nur’daki hakaik, nasılki doğrudan doğruya feyz-i Kur’andan mülhem hakaik-ı imaniyedir, zaman ve zemine göre değişmez ebedî hakikatlardır. O kudsî hakaikın ders ve taliminde, neşir ve ilânatında da hizmete taalluk eden irşad, ikaz, teşvik ve tergibi tazammun eden mes’eleler de değişmez dersler ve esasattır ki, Nur Talebeleri hayatın ve hizmetin muhtelif saha ve safhalarında onlardan istifade ederler, müşkilatlarını giderirler.

Bu vesile ile Risale-i Nur talebesi kardeşlerime bazı noktaları hatırlatmak isterim. Son zamanlarda Risale-i Nur hizmeti yaptığını söyleyen bir grup genç kardeşlerimizin yaptıkları faaliyetleri müşahede ediyoruz. Bu faaliyetlerin Risale-i Nur meslek ve meşrebine münasip olanlarını tebrik etmekle beraber mesleğimize ve meşrebimize münasip olmayanlarından da çok ciddi rahatsız olmakta ve bu hizmetlerin Risale-i Nur ismi ile anılmasından büyük üzüntü ve manevi zararları için endişe duymaktayız.

Art niyetli olarak yapıldığı kanaatinde olmamakla beraber, hâlâ Risale-i Nur meslek ve meşrebine uygun olmayan faaliyetlerini ısrarla devam ettirmeleri bizim hüsn-ü zannımızı kırmakta ve zihnimizde şahısları hakkında şüpheler oluşturmaktadır.

Nur kardeşlerimizi şu gelen hususat muvacehesinde ikaz etmeyi vazife biliyoruz;

  1. Üstadımızın ve Risale-i Nur’un ismini kullanarak yapılan meslek ve meşrebe uygun olmayan lakayt tavırlı videolar hazırlanması üstadımızın ruhaniyetini ve biz Nur talebelerini rencide etmektedir.
  2. Üstadımız tarafından asrımız insanının fehmine ve ihtiyacına yazılmış konular zaten Risale-i Nurda mevcuttur. Nur Talebeleri bütün say ü gayretini Risalelerin okunması, neşri ve duyurulması noktasında teksif eder. Bunun aksi bir tavır içinde olmak Üstadı anlamamak ve kanaat etmemek manasına gelmektedir.
  3. Üstadımız bir mektubunda “Bazı genç talebelere, hevesatlarını tahrik için, bazı genç kızları musallat ediyorlar.” diye bir ikazda bulunarak hususan Nur Talebelerinin bu konuda çok tedbirli olmasına dikkat çekmektedir. Bazı gençlerin hanımlar ile çok fazla irtibatta olması ve seminer adı altında ders yapması ve maalesef haremlik selamlık oturma düzenini de temin edememesi hem şeriata, hem de meslek ve meşrebimize asla uygun olmamakla birlikte, Üstadımızın bu ikazını dikkate almamak manasına gelmekte ve büyük fitnelere kapı açmaktadır. Hanımlar dersini Risale-i Nura vâkıf bir hemşiremiz, erkeklerede yine Risale-i Nurlara vâkıf bir kardeşimizin yapması daha muvafıktır.
  4. Bazı gençlerin şahıslarını çok fazla ön plana çıkarıcı ve insanların tevecühünü kazanmaya yönelik şekilde fotoğraf paylaşması ve sanki istifade merkezi kendileriymiş gibi bir tavır sergilemiş olmaları, yine Risale-i Nur’un meslek ve meşrebine uygun düşmemektedir. Her bir Nur talebesi bilir ki “Teveccüh-ü nâs istenilmez, belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlası kaybeder, riyaya girer. Şan ü şeref arzusuyla teveccüh-ü nâs ise; ücret ve mükâfat değil, belki ihlassızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır.”

Nam ve şöhret isteyen adam; halklara kendini beğendirmek, sevdirmek için, insanlara riyakârlık, dalkavukluk yapar. Tasannu’kâr tavırlar takınır. Bu ise bir Nur talebesine asla yakışmayacak bir tavırdır. Üstadımızın “Şöhret ayn-ı riyadır ve kalbi öldüren zehirli bir baldır.” ifadesinden de anlaşılacağı gibi bir Nur talebesinin en uzak durması gereken konuların başında şöhret gelmektedir.

Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin davasına Üstadımızın Risale-i Nur’da tasvib ettiği tarzda hizmet edilir, sair mesleklerin vasıtaları ve tarzlarıyla değil. Risale-i Nur buna muhtaç değildir. Risale-i Nur dersleri ciddi ve huzurlu bir tarzda olur, malayaniyattan uzak tezekkür ve tefekkür edilen imâni ve Kur’ani ciddi ders ve hakikatlerdir. Üstadımızın tarzında amel, talebeliğin şe’nidir. Bir ameli, Allah emrettiği için yapmak ihlâs, emredildiği gibi yapmak ise sadakattir. Risale-i Nur’a muaraza tarzını andıran hallerden Allah’a sığınıp istiğfar ederiz. Takva; menhiyattan ve günahlardan içtinap etmek, Amel-i salih; emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır.

Madem şimdiye kadar ekseriyet-i mutlaka ile Risale-i Nur şakirdleri, Risale-i Nur hizmetini her belaya, her derde bir çare, bir ilâç bulmuşlar. Biz her gün hizmet derecesinde, maişette kolaylık, kalbde ferahlık, sıkıntılara genişlik hissediyoruz, görüyoruz. Elbette bu dehşetli yeni belalara, musibetlere karşı da, yine Risale-i Nur’un hizmetiyle mukabele etmemiz lâzımdır. Kastamonu Lahikası ( 236 )

Aynen öyle de: Manevî bir elektrik olan Resail-in Nur dahi gayet yüksek ve derin bir ilim olduğu halde, külfet-i tahsile ve derse çalışmağa ve başka üstadlardan taallüm edilmeğe ve müderrisînin ağzından iktibas olmağa muhtaç olmadan herkes derecesine göre o ulûm-u âliyeyi, meşakkat ateşine lüzum kalmadan anlayabilir, kendi kendine istifade eder, muhakkik bir âlim olabilir. Sikke-i Tasdik-i Gaybi ( 74 )

Risale-i Nur doğrudan doğruya Kur’an’ın bahir bir bürhanı ve kuvvetli bir tefsiri ve parlak bir lem’a-i i’caz-ı manevîsi ve o bahrin bir reşhası ve o güneşin bir şuaı ve o maden-i ilm-i hakikattan mülhem ve feyzinden gelen bir tercüme-i maneviyesi olduğundan onun kıymetini ve ehemmiyetini beyan etmek Kur’anın şerefine ve hesabına ve senasına geçtiğinden, elbette Risale-i Nur’un meziyetini beyan etmekliği, hak iktiza eder ve hakikat ister, … Sikke-i Tasdik-i Gaybi ( 70 )

Risale-i Nur’un mesleği, sair tarîkatlar, meslekler gibi mağlub olmayarak belki galebe ederek pek çok muannidleri imana getirmesi; pek çok hâdisatın şehadetiyle, bu asırda bir mu’cize-i maneviye-i Kur’aniye olduğunu isbat eder. O dairenin haricinde, ekseriyetle bu memlekette bu hususî ve cüz’î ve yalnız şahsî hizmet; veya mağlubane perde altında veya bid’alara müsamaha suretinde ve tevilat ile bir nevi tahrifat içinde hizmet-i diniye tam olamaz diye, hâdisat bize kanaat vermiş. Emirdağ Lahikası-1 ( 63 )

Bu vesile ile gelecek Kurban bayramınızı tebrik eder ve Cenab-ı Hakk’dan huzurlu ve sururlu bir bayram nasib etmesini diler, Hizmet-i Kur’aniyenizde muvaffakiyetler niyaz eder, duâlarınızı bekleriz.

Üstadımız Hazretlerinin
Hizmetkarı ve Talebesi
Hüsnü Bayramoğlu

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir