Hürriyet-i Şer’iyye

– Hürriyetin şe’ni odur ki: Ne nefsine, ne gayriye zararı dokunmasın.
(Münazarat s.20)
***
– Her şeyin bir râfızîsi var. Hürriyetin râfızîsi de süfehadır.
(Münazarat, s.21)
***
– Hürriyet budur ki: Kanun-u adalet ve te’dibden başka, hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukuku mahfuz kalsın, herkes harekât-ı meşruasında şahane serbest olsun. لاَ يَجْعَلْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللهِ nehyinin sırrına mazhar olsun.
(Münazarat, s.21)
***
– Sizde olanı yarı hürriyettir. Diğer yarısı da başkasının hürriyetini bozmamaktır.
(Münazarat, s.22)
***
– Güneş gibi parlak, her ruhun maşukası ve cevher-i insaniyetin küfvü o hürriyettir ki: Saadet-saray-ı medeniyette oturmuş ve marifet ve fazilet ve İslâmiyet terbiyesiyle ve hulleleriyle mütezeyyine olan hürriyettir.
(Münazarat,s.22)
***
– …Rabıta-i iman ile Sultan-ı Kâinat’a hizmetkâr olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdadı altına girmeye, o adamın izzet ve şehamet-i imaniyesi bırakmadığı gibi; başkasının hürriyet ve hukukuna tecavüz etmeyi dahi o adamın şefkat-i imaniyesi bırakmaz. Evet bir padişahın doğru bir hizmetkârı, bir çobanın tahakkümüne tezellül etmez. Bir bîçareye tahakküme dahi, o hizmetkâr tenezzül etmez. Demek iman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saadet…
(Münazarat, s.23)
***
Sual: Pekâlâ, kabul ettik ki hürriyet iyidir, güzeldir. Fakat şu Rum ve Ermenilerin hürriyeti çirkin görünüyor, bizi düşündürür. Re’yin nedir?
Cevap: Evvelâ, onların hürriyeti – onlara zulmetmemek ve rahat bırakmaktır. Bu ise, şer’îdir. Bundan fazlası; sizin fenalığınıza, divaneliğinize karşı bir tecavüzleridir, cehaletinizden bir istifadeleridir.
(Münazarat, s.25)
***
– İşte hürriyetimizin bir şubesi olan gayr-ı müslimlerin hürriyeti, bizim umum milletimizin hürriyetinin rüşvetidir. Ve o müdhiş istibdad-ı manevînin dâfiidir. Ve o kayıdların anahtarıdır. Ve ecnebilerin, bizim dûşümüze çöktürdükleri müdhiş istibdad-ı manevînin râfi’idir.
(Münazarat, s.25)
***
Evet Osmanlıların hürriyeti; koca Asya tali’inin keşşafıdır, İslâmiyetin bahtının miftahıdır, ittihad-ı İslâm surunun temelidir.
(Münazarat, s.25)
***
– Medeniyet, fazilet, hürriyet; âlem-i insaniyette galebe çalmağa başladığından, bizzarure terazinin öteki yüzü şey’en fe-şey’en hafifleşecektir.
(Münazarat, s.29)
***
S– Şu pis istibdad, ne vakitten beri başlamış geliyor?..
C– İnsanlar hayvanlıktan çıkıp geldiği vakit, nasılsa bunu da beraber getirmiştir.
S– Demek şu istibdad hayvaniyetten gelmedir?
C– Evet müstebid bir kurt, biçare bir koyunu parça parça etmek. Daima kavî zaifi ezmek, hayvanların birinci düstûr ve kavânin-i esasiyesindendir.
S– Sonra…
C– Şeriat-ı Garra zemine nüzul etti; tâ ki zeminin yüzünü temiz ve insanın yüzünü ak etsin. Şu insaniyetin siyah lekesini izâle etsin. Hem de izale etti…
Fakat vâ esefâ ki, muhit-i zamanî ve mekanînin te’siriyle hilâfet, saltanata inkılâb edip, istibdad bir parça hayatlandı. Tâ Yezîd zamanında bir derece kuvvet bularak başını kaldırdığından; İmam Hüseyin Hazretleri hürriyet-i Şeriyye kılıncını çekti, başına havale eyledi. Fakat ne çare ki; istibdadın kuvveti olan cehil ve vahşet cevanib-i âlemde zeyn-ab gibi Yezîd’in istibdadına kuvvet verdi.
S– Şimdiki meşrutiyet, istibdad nerede?.. onların harekâtı nerede? Hilafet, saltanat nerede?.! Nasıl tatbik ediyorsun, yekdiğerine musafaha ve temas ettiriyorsun. Aralarında karnlar ve asırlar var?..
C– Meşrutiyetin sırrı, kuvvet kanundadır. Şahıs hiçtir. İstibdadın esası, kuvvet şahısta olur. Kanunu kendi keyfine tabi’ edebilir. Hak kuvvetin mağlubu… Fakat bu iki ruh, her zamanda birer şekle girer, birer libas giyer. Bu zamanın modası böyle giydiriyor. Zannolunmasın; istibdad galebe ettiği vakit tamamen hükmünü icra etmiş… Meşrutiyet mağlub olduğu vakit mahvolmuş, kella! Kâinatta galib-i mutlak, hayır olduğundan; pek çok enva’ ve şuabâtı hey’et-i içtimaiyyede meşrutiyyet hükümferma olmuştur. Cidal, berdevam… Harb ise, seccaldir.
(Asar-ı Bediyye, s.314)
***

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir