ŞEAİR’İ İHYA

“Cuma namazı genelgesinin detayları belli oldu:

Cuma günleri, kamu çalışanlarının namaz öncesi öğle tatiline gireceği, namaz bitiminden sonra mesaiye başlayacakları bildirildi.

Başbakanlık tarafından cuma namazı için hazırlanan genelgenin bu hafta içinde yayımlanmasının planlandığı bildirildi.

Başbakanlık yetkililerinden alınan bilgiye göre, cuma namazı için hazırlanan genelge ile kamu çalışanlarının cuma günü mesaisi,  cuma namazı öncesi öğle tatiline girecek, namazın bitiminden sonra tekrar mesaiye başlayacak şekilde düzenlenecek.”

(AA)

 

Cuma NAMAZI ile alâkalı bu genelge, hükûmetin şeair-i İslâmiye’ye sahib çıktığının ve bundan sonra daha yeni adımlar atabileceğinin bir emaresi olarak telakki edip, böyle hayırlı vazifelerde muvaffakiyetleri için dua etmeliyiz. Çünkü Müslüman bir memleketin idarecilerinin en mühim vazifesi, İslamî “ŞEAİR“i ihya etmektir.

Rusya’daki sitelerden haberlere bakan bir kardeşimiz yazıyor ki:

“Bu gibi gelişmeler tüm âlem-i İslâm’a ümit oluyor. Rusça İslamî sitelerde medâr-ı bahs oldu. Baktım, oradaki ehl-i imana kuvve-i maneviye oluyor.”

 

ŞEAİR-İ İSLÂMİYE NE DEMEKTİR?

Nasıl hukuk-u şahsiye ve bir nevi hukukullah sayılan hukuk-u umumiye namıyla iki nevi hukuk var; öyle de mesail-i şer’iyede bir kısım mesail, eşhasa taalluk eder; bir kısım, umuma, umumiyet itibarıyla taalluk eder ki onlara şeair-i İslâmiye tabir edilir. Bu şeairin umuma taalluku cihetiyle umum onda hissedardır. Umumun rızası olmazsa onlara ilişmek, umumun hukukuna tecavüzdür.

O şeairin en cüz’îsi –sünnet kabîlinden bir meselesi– en büyük bir mesele hükmünde nazar-ı ehemmiyettedir. Doğrudan doğruya umum âlem-i İslâm’a taalluk ettiği gibi; asr-ı saadetten şimdiye kadar bütün eâzım-ı İslâm’ın bağlandığı o nurani zincirleri koparmaya, tahrip ve tahrif etmeye çalışanlar ve yardım edenler düşünsünler ki ne kadar dehşetli bir hataya düşüyorlar. Ve zerre miktar şuurları varsa titresinler!..

(29. Mektub’un Birinci Kısmından)

***

 

Mesail-i şeriattan bir kısmına taabbüdî denilir, aklın muhakemesine bağlı değildir, emrolduğu için yapılır. İlleti, emirdir.

Bir kısmına makulü’l-mana tabir edilir. Yani bir hikmet ve bir maslahatı var ki o hükmün teşriine müreccih olmuş fakat sebep ve illet değil. Çünkü hakiki illet, emir ve nehy-i İlahîdir.

Şeairin taabbüdî kısmı; hikmet ve maslahat onu tağyir edemez, taabbüdîlik ciheti tereccuh ediyor, ona ilişilmez. Yüz bin maslahat gelse onu tağyir edemez. Öyle de “Şeairin faydası, yalnız malûm mesalihtir.” denilmez ve öyle bilmek hatadır. Belki o maslahatlar ise çok hikmetlerinden bir faydası olabilir.

Mesela biri dese: “Ezanın hikmeti, Müslümanları namaza çağırmaktır; şu halde bir tüfek atmak kâfidir.” Halbuki o divane bilmez ki binler maslahat-ı ezaniye içinde o bir maslahattır. Tüfek sesi, o maslahatı verse acaba nev-i beşer namına, yahut o şehir ahalisi namına, hilkat-i kâinatın netice-i uzması ve nev-i beşerin netice-i hilkati olan ilan-ı tevhid ve rububiyet-i İlahiyeye karşı izhar-ı ubudiyete vasıta olan ezanın yerini nasıl tutacak?

Elhasıl, cehennem lüzumsuz değil, çok işler var ki bütün kuvvetiyle “Yaşasın cehennem!” der. Cennet dahi ucuz değildir, mühim fiyat ister.

 لَا يَسْتَوٖٓى اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَٓائِزُونَ … الخ

(29. Mektub’un Birinci Kısmından)

***

Sünnet-i seniyenin içinde en mühimmi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeaire de taalluk eden sünnetlerdir. Şeair, âdeta hukuk-u umumiye nevinden cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeaire riya giremez ve ilan edilir. Nâfile nevinden de olsa şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir.

( 11. Lem’a’nın 6. nüktesinden)

***

Bilirsiniz ki ebedî düşmanlarınız ve zıtlarınız ve hasımlarınız, İslâm’ın şeairini tahrip ediyorlar. Öyle ise zarurî vazifeniz, şeairi ihya ve muhafaza etmektir. Yoksa şuursuz olarak şuurlu düşmana yardımdır. Şeairde tehavün, zaaf-ı milliyeti gösterir. Zaaf ise düşmanı tevkif etmez, teşci eder.

 ( Mesnevi-i Nuriye, Hubab Risalesi’nden)

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir