Bediüzzaman Said Nursî'nin Risale-i Nur Külliyatı'nda YALAN konusuyla ilgili bölümler, atıflar ve Kur'ân âyetleri.
Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Âyetler
Konu adının geçtiği âyetler
"Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır."
Bakara Sûresi, 10. Âyet
"İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır."
Bakara Sûresi, 39. Âyet
"Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?"
Bakara Sûresi, 87. Âyet
"Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiğiniz lağıv (herhangi bir kasıt olmadan, kanaate göre yanlış yere yapılan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayıcıdır, çok halimdir."
Bakara Sûresi, 225. Âyet
"Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandır."
Âl-i İmrân Sûresi, 11. Âyet
"Bunun sebebi, onların "belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır."
Âl-i İmrân Sûresi, 24. Âyet
"Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim"."
Âl-i İmrân Sûresi, 61. Âyet
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler."
Âl-i İmrân Sûresi, 75. Âyet
"Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. "Bu, Allah katındandır." derler; oysa o, Allah katından değildir. Allah'a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerler."
Âl-i İmrân Sûresi, 78. Âyet
"Kim bundan sonra Allah'a karşı yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir."
Âl-i İmrân Sûresi, 94. Âyet
"Muhakkak ki sizden önce birçok olaylar, şeriatler gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin, dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün."
Âl-i İmrân Sûresi, 137. Âyet
"Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı."
Âl-i İmrân Sûresi, 184. Âyet
"Bak nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter."
Nisâ Sûresi, 50. Âyet
"İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, cehennemliktirler."
Mâide Sûresi, 10. Âyet
"Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır."
Mâide Sûresi, 41. Âyet
"Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever."
Mâide Sûresi, 42. Âyet
"Andolsun biz, İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir."
Mâide Sûresi, 70. Âyet
"İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir."
Mâide Sûresi, 86. Âyet
"Allah, ne "bahîre"yi, ne "sâibe"yi, ne "vesile"yi ve ne de "hâm"ı meşru kılmıştır. Fakat küfredenler, Allah'a yalan iftira etmektedirler. Onların çoğunun akılları ermez."
Mâide Sûresi, 103. Âyet
"Hak, kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberi yakında kendilerine gelecektir."
En'âm Sûresi, 5. Âyet
"De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!"."
En'âm Sûresi, 11. Âyet
"Allah'a iftira ederek yalan uydurandan veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphe yok ki zalimler kurtuluşa eremezler."
En'âm Sûresi, 21. Âyet
"Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti."
En'âm Sûresi, 24. Âyet
"Onların, ateşin üzerinde durduruldukları zaman: "Ne olurdu dünyaya döndürülseydik, Rabb'imizin âyetlerini yalanlamasaydık da müminlerden olsaydık" dediklerini bir görsen!"
En'âm Sûresi, 27. Âyet
"Hayır, daha önce gizleyip durdukları karşılarına çıktı da ondan, yoksa geri çevrilselerdi yine menedildikleri şeyi yapmaya dönerlerdi. Çünkü onlar yalancıdırlar."
En'âm Sûresi, 28. Âyet
"Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler: "Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!" Bakın yüklendikleri günah ne kötüdür!"
En'âm Sûresi, 31. Âyet
"Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar aslında seni yalanlamıyorlar, fakat, o zalimler Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar."
En'âm Sûresi, 33. Âyet
"Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir."
En'âm Sûresi, 34. Âyet
"Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar."
En'âm Sûresi, 39. Âyet
"Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yapmakta oldukları fenalıklar yüzünden onlara azap dokunacaktır."
En'âm Sûresi, 49. Âyet
Anlamca ilgili âyetler
"Gördün mü, ya bu (adam, hakkı) yalanlar, yüzçevirirse,"
Alak Sûresi, 13. Âyet
""Ceza gününü yalanlardık.""
Müddessir Sûresi, 46. Âyet
"Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;"
Vâkıa Sûresi, 92. Âyet
"Ve en güzeli de yalanlarsa,"
Leyl Sûresi, 9. Âyet
"Hâ Mîm."
Mü'min Sûresi, 1. Âyet
"Hâ Mîm."
Fussilet Sûresi, 1. Âyet
"Yâsîn."
Yâsîn Sûresi, 1. Âyet
""Yok eğer gömleği arkadan yırtılmış ise hanım yalan söylemiştir, o zaman bu doğru söyleyenlerdendir.""
Yûsuf Sûresi, 27. Âyet
"Ay tutulur,"
Kıyâmet Sûresi, 8. Âyet
"İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise, işte bunlar için hakîr düşüren bir azab vardır."
Hac Sûresi, 57. Âyet
Risale-i Nur'da Geçtiği Yerler
Yalan ( kizb ) bahsi ve kizb nerelerde caizdir ? suali
İşârâtü'l-İ'câz · s.148
Yedinci Cümle
Sözler · s.793
Sh.’daki 1.p.
Lâfz-ı kinaîdeki sıdk ve kizbe dair
Sözler · s.999
Sh.’daki İkinci Suale Cevap
Yalan bir lâfz-ı kâfirdir
Sözler · s.1153
Sh.’daki Lemaat
Hadis-i Şerifler, sahabe efendilerimiz ve ravilere dair yalan bahisleri
Mektubat · s.203
Mukaddime ( s.209’ye kadar )
Sözler · s.782
Elcevap
Sözler · s.791
İkinci Sebep